14 Haziran 2010 Pazartesi

Bu yazıyı okuyanınız vardır sanırım. Yaşadığımız ülkede içselleştirdiğimiz vahşetlerden bir tanesi. Ölen işçiler, ölen askerler, dövülen kadınlar, aylardır hapis yatan çocuklar, töre cinayetleri vs gibi içselleştirdiğimiz ve artık yadırgamadığımız bir çok anormallik var hayatımızda. Bunu yapmayı nasıl başarıyoruz bilmiyorum. Kimseye kızmıyorum, ama anlamıyorum. Geçen hafta Filistin ve İsrail meselesine öylesine üzülmüştük. Kendimizce fikirlerimizi paylaşmıştık. Biliyoruz ki değişen bir şey yok Gazze'de. Oradaki insanlar hala mutsuz, hala insani şartlardan çok uzak bir hayat sürüyorlar. Biz buna geçen hafta üzülürken, geçen hafta aklımıza günde belki 100 kere Gazze gelirken, şimdi günde 2 kez gelmiyor belki de. Belki de sorun bende. Sizin geliyor, benim gelmiyor biliyorum. Eminim vardır bizim bu durumumuzun bilimsel ismi. Azat ile ilgili yazıyı okuduk, ve çoğumuz üzüldük. Belki birkaç tanemiz gece uyurken zorlanacak. Birkaç tanemiz yarın sabah Azat'ı düşünecek. Karşımıza yeni bir üzüntü çıkana kadar. Üzüleyeceğiz ve hiç birşey yapmayacağız. Ama halbuki uğrunda savaşılacak bir şey varsa, o da Azat'tır, ölen işçilerdir, hapisteki çocuklardır böyle isyan edilesi bütün olaylardır. Ama biz, en çok mücadeleyi kendimiz için veriyoruz. Gerçekten insan olmak utanılası bir durum. Acizliğim ve tepkisizliğimden dolayı kendimi kutluyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder