19 Haziran 2010 Cumartesi

Bıkkınlık Hali

Bu ülkenin alışılmış sabahlarından birisi aslında. 30 senedir zaman zaman böyle sabahlara uyanmaya alıştı bu ülkenin insanları. Kimse çözüme bakmıyor, kimse çözümü düşünmüyor 30 senedir. Çocukluğum, terörün arkasındaki dış güçler söylemleriyle geçti. Bütün komşularımız bize düşmandı. Yunanistan batımızı, Irak ve İran güney doğuyu, Ruslar ise doğuyu istiyordu. Böyle delirtilmiş bir milletin evladıyım ben. Herkesin olduğu kadar benimde çevremde tanıdığım insanlar etkilendi terörden. Abilerimdem, tanıdıklardan o bölgede askerlik yapanlar oldu. 18li yaşlarıma kadar olayın diğer tarafını çözemiyordum kafamda. Tamam bütün Kürtlere PKK'lı olarak bakmıyordum, ama Kürt neydi, Pkk neydi, bu adamlar ne istiyordu, niye dağa çıkıyorlardı çözemiyordum. Öss belası vardı başımda, kafamı test kitaplarından kaldırıp göremiyordum bazı şeyleri. Sonra üniversite ile birlitke bazı şeyleri daha yakından görmeye başladım. Şerefsizliğinden emin olduğum ordunun niçin şerefsiz olduğunu tam anlamıyla anladım. Hükümetlerin (hiçbirisini ayırmıyorum) ne kadar basiretsiz olduğunu gördüm. Yıllarca biz insanları uyuttular. Kürtleri önce onlar ayırdılar bizden, sonra bizim ayırmamıza neden oldular. Teni bizden esmer diye, insanları kötü görmeye başladık. Vatan toprakları belki bütündü, ama biz halk olarak parça parça olmuştuk.

Bu kaçıncı karakol saldırı bilmiyorum. Ama karakolların dağ başında unutulmuş tabutlar olduğunu bililiyorum. Kim bir insanı oraya ölmeye gönderir anlamıyorum. Güçlü olmak bu kadar mı önemlidir. Haysiyetsiz komutanlar, kendilerini önemli ve güçlü hissedecek diye nasıl insanları ölüme gönderir bunu hiç çözemedim. Kendi evladını öldüren orduyu bu insanlar nasıl seviyor çözemedim. Dış mihrakları 30 senedir yenemeyen devlet, niçin kendini kapatmıyor, denedik ama olmuyor demiyor çözemedim. Niçin bir tane dışişleri bakanı çıkıp, 30 senedir bir uluslararası politika stratejisi geliştiremedik, özür dilerim bu onursuzluk ve aptallık yaşayamıyorum deyip kendisini öldürmez çözemedim. Bu ülkede o insanları bizden biri yapacak adımlar niye atılmaz. Niye insanlar kendi dillerinde konuşamaz. Niye devlet dairelerinde Kürtçe bile tercümanlar bulunmaz çözemedim. Devlet doğuya gönderdiği öğretmenini niçin koruyamaz çözemedim. Oradaki şartları iyileştirecek, insanların dağa çıkmasını engelleyecek şeyler niçin yapılmaz çözemedim. İnsanlar niçin feodal düzene baş kaldırmaz çözemedim. Çocuklar niçin hapiste bilmiyorum. Bu ülkenin Jitem'i oraların üzerinden tank gibi geçerken, hepimiz nasıl sustuk bilmiyorum. Bunları konuşanları, öldürürken insanlar nasıl izledik. Susurluk kazasından hiçbirşey çıkmadı biz bunu nasıl unuttukta yaşıyoruz bilemedim.

Kimse kimseye dağa çıkıyorlar diye kızmasın. Kafama uygun benin doğrularıma yakın olan bir örgüt bulsam kendime bende çıkarım dağa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder