1 Temmuz 2010 Perşembe

Metropol Manzaraları-1

Yazıya başlamadan önce aslında düşünceler ve cümleler kafamda uçuşup duruyordu ama doğrusunu söylemek gerekirse ilham kaynağım bugunkü uzun, sıkıcı ve bitmek bilmeyen Üsküdar yolculuğu oldu. Yine klasikleşen otobus bekleme eziyeti baş göstermişti bu kocamane şehirde, bugun 32 dakika Zeytinburnu - Eminönü otobüsünün gelmesini beklemek ve sonuda sağ taraftaki gibi bir otobüsle karşılaşmak pek hoş değildi doğrusu. Güne bu sıkıntıyla başladıktan sonra otobüsteki yerimi aldım. Ankara'da uzunca bi süre yaşama fırsatı bulduğum ve hemen hemen her gün toplu taşıma aracı kullanmak durumunda kaldığım için net olarak söylemeliyim ki İstanbul farklı, şimdi nasıl farklı diyeceksiniz söyle ki bu şehirde insanlar daha bi sahtekar yani çok fazla yalan bakış çok fazla yalan gülüş var, gerçekte uyumayan, uyuma numarası yaparak bu sayede 70 - 80 yaşındaki insanlara yer vermeyen gençler daha fazla bu şehirde. Bazı zamanlarda hepimiz buna benzer şeyler yapmış veya yapanlarla karşılaşmış olabiliriz ama bugunkü farklıydı. Zor durumda olan iki insana yer verme zahmetine katlanmadı oturan ve oturduğu yerden kalkmak bilmeyen insanlar. Üzücüydü. Normalde yarım saat kadar sürmesi gereken yol, trafikten dolayı tam 75 dakika sürdü. Üstüne bu insanların vurdumduymazlığı eklenince sinir katsayım giderek arttı. Yüzde yüz eminim ki eğer gezmeye, dolaşmaya gidiyor olsaydım ilk durakta iner, evimin ya da sahilin yolunu tutardım, ama ne yazıkki amaç gezme değil hayatın ta kendisi olan iş kaygısıydı ve ne kadar sıkılırsam sıkılayım gitmek zorundaydım. Derken sonunda Eminönü, deniz ve vapurlar göründü. Durmadan koşar adımlarla vapura attım kendimi neyseki vapurda biraz boğaz havası almak iyi geldi. Temmuz ayının ilk gününde bu sıcakta serin bir rüzgar karşıladı boğazda vapurdaki bıkkın, zamanı az, koşuşturmaya alışmış olan İstanbulluları... Uzatmak niyetinde değilim yazıyı zaten yeterince içini sıktım okuyanların, söylemek istediğim şudur ki sanırım sevmiyorum seni İstanbul, seninde beni pek sevdiğin söylenemez... Yazar: Bora DÖNMEZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder